Ülkemizde son yıllarda özellikle sosyal yaşamda görülen ciddi değişim ve dönüşüm birçok alanda iletişimi gösterdiği gibi, eğitim alanında da farklılaşmaya neden olmuştur. Özellikle anne ve babalar, gelecek endişesi nedeniyle çocuklarının eğitimine daha çok önem vermeye sonuçta başarı elde etme beklentilerini başlamışlardır.
Anne ve babalar sadece okullarda yetinmeyip çocuklarını dershaneler, etütler, özel dersler ve hocalarla desteklemeye, bu amaçla zaten kıt olan ekonomik güçlerini çocuklarının eğitimine harcamaya çalışmaktadırlar. Bu durumun anne ve babaların başarısındaki arzu ve isteklerini kamçılamakta, yüksek not ve iyi karne için çocuklarına daha fazla yüklenmelerine yol açmaktadır. Bir yandan toplumun değer yargılarını alt üst eden popüler kültür, diğer yandan her şeyin maddi olarak değerlendirildiği sosyal çevrede yaşayan çocuk ve ergen okul-dershane-sınav kısım döngüsüyle her geçen gün daha çok kaygı ve gerilim yaşanmaktadır.
Anne ve babaların hatta okul ve dershanelerin yoğun başarı beklentisi bu kaygı gerilimin üzerine eklendiğinde çocuk ve ergende çoğu geriye dönüşümsüz ruhsal sorunlar ortaya çıkmaktadır. Başlangıçta ders takibi ve notları iyi olan çocuk ve ergenler bir süre sonra duyarsızlaşmaya sıkılmaya kaygı ve endişeye kapılmamaya başlamaktadır. Bu durumun dışarıdan bakmayı artırmakta ve durumu daha da kötüye götürerek kısır döngüye neden olmaktadır.
Sonuç, çocuk ve ergen ne kadar ne kadar zeki olursa olsun not ve karne başarısızlığı ve sınavlardaki başarısızlılıktır. Sınavlar ve karne ile ilgili bu başarısızlık çevrenin de etkisiyle çocuk ve ergende utanç ve küçük düşürülme, sosyal dışlanma, ret edilme, öfke ve zorbalığa maruz kalmaya neden olabilir. Maruz kalacağını düşünemediği bu durumlarda çocuk ve ergende endişe, depresyon, intihar düşünceleri gibi ruhsal uyku ve iştah bozuklukları, karın ve baş ağrısı gibi bedensel belirtiler ortaya çıkar. Bu belirti ve bulgular anne ve babaların dikkat etmesi gereken önemli uyarıcılardır ve bunların varlığında mutlaka bir uzmanla durum görüşülmelidir.
Anne ve babalar kendilerinin ve toplumun en değerli varlığı olan çocuklarına her ne şartla olursa olsun, yapıcı sevgi ve saygı içeren, onlara değer veren bir anlayışla yaklaşmalıdırlar. Aileler karne almadan önce çocuklarında herhangi bir ruhsal değişiklik olup olmadığını incelemeli ve bu aşamadan itibaren çocuk veya ergene yapıcı, onun kaygılarını giderici şekilde davranmalıdırlar. Düşük notlar her zaman telafi edilebilir ama çocuklarda oluşabilecek birçok ruhsal sonuç telafi edilemeyebilir. Karne günü karnedeki notlar ne olursa olsun bunun kritiğini yapmamalı düşük notlar için azar, tehdit ya da aşağılama yolu seçilmemelidir. Başarısızlık varsa bu çocuk ve ergenle oturup konuşularak değerlendirilmeli nedenleri araştırılıp, bir sonraki dönemde daha iyi bir başarı için motive edilmelidir.
Şüphesiz bir öğrencinin başarısızlığı tek başına ona ait değil birçok nedene bağlıdır Tatili hem öğrenciler hem de aileler dinlenerek yoğun ders temposundan uzak sportif kültürel uğraşlarla doğa ile iç içe geçirmelidir. Programlarda değerlendirmelidirler. Bu durumda çocuklar ikinci yarının bilgisayar, internet, oyunlarından uzak tutulmalı daha çok deşarj olabilmeli. Fiziksel aktivitelere yönlendirilmelidirler.
Uzm.Dr. Cengiz SOYLU

